11 Kasım 2013 Pazartesi

18 aylık Yiğit Sefa

Zaman ne hızlı geçip gidiyor.Günler aylar birbirini kovalarken,Canım oğlum 2 yaşına doğru koşar adım ilerliyor.Gelişimyle ilgili kayıtlarımı aksatmış bulunuyorum.Okul ve ev arasında gidip gelirken zaman zaman yoruluyorum haliyle gelecekte ikimiz için büyük bir anı olacak sayfama fırsat bulup notlar düşemiyorum.

Okuldan yeni eve girdim,hazır Yiğit uyurken geleceğe birkaç not düşmek isterim.Miniğimiz her gecen gün büyüyor,öğreniyor.Yeni bir kente uyum aşamasında ailecek sıkıntı çekmekteyiz.En büyük sıkıntılardan biriside Yiğit için uygun ortam ve arkadaş çevremizin olmayışı.Bütün gün evde olduğundan ve gün içinde bizi özlediğinden üstüne 2 yaşa girerken zaman zaman ortaya çıkan sendrom belirtileri ile bazen huysuz bir çocuğa dönüşebiliyor.2 aydır teyzesi ile birlikte kalıyor.Neyseki bakıcı olayını bu şekilde hallettik.Gözüm arkada kalmadan onu bırakıp çıkabiliyorum.Teyzesini yorsa da onunla bol bol oynayıp koşturduğundan keyfi yerinde minik meleğin.
 
 
 
18.ayında "baba" kelimesini sıkça kullanır oldu.Kapı çalınca "babaaa" diye bir çığlığı,sevinci varki görülmeye değer.Henüz cümle kurma aşamasına gelmedi.Nadiren 2 kelimelik birşeyler söylüyor ama ne dediği pek anlaşılmıyor.Anne gitti,baba düştü gibi basit şeyleri dillendiriyor.

Son zamanlarda babasınında alıkonulmaz oyuncak alışverişinden ötürü çokça oyuncağı var.Geçen hepsi bir koliye kaldırdım.Çünkü hiçbiryle oynamıyor.En çok sevdiği minik arabalarından birazını dışarda bıraktım.Birde basit yapbozlar aldık ona,onlarla uğraşıyor.Mesela hayvanların olduğu bir yapbozu var ahşaptan,hayvanları uygun yerlere koyuyor.Kedi,köpek,ördek favorisi..sıkça bunların taklidini yapıyor...Miyav miyav diyerek bir kedi gibi bize sürtünüyor yada hav hav diyerek peşimizde koşuyor..Televizyonda gördüğü yada bizden gördüklerini taklit etmeye başladı.Kalem kağıtla uğraşmayı,karalamayı seviyor.Gecen gün çantamı açıp içinden çıkardığı tahta kalemiyle koltuğu boydan boya çizmiş :)))
 
 
 
İsteklerini çok rahat ifade edebiliyor.Uykusu gelince elimden tutup hane halkına el sallayıp beni yatağına götürüyor.Susadığında yada acıktığında "anne su" "anne mama" diyerek mutfağa koşuyor.Aynı zamanda koltuk tepelerine,sandalyelere çıkıp ordan daha da yükseğe tırmanıp mutfak masasının üzerine çıkabiliyor,tek başına inebiliyor.

Önceleri korkulu rüyası olan elektrik süpürgesine  karşı bu ara inanılmaz bir ilgisi var.Sürekli kilerden çıkarıp evin içinde bir o yana bir bu yana sürükleyip duruyor süpürgeyi,çoğu zamanda bizden ev süpürmemizi istiyor yapmayınca da yerlere yatıp tepiniyor.
 
 
Tüm bunların yanında yemek yeme durumu biraz can sıkıcı.Hala sabit şeyler yiyor.Makarna,pilav,mercimek çorba,balık(beğenirse),patates kızartması,sütlaç,krep,kabak mücver,muz,elma,üzüm vee istemesemde çikolata(kahvaltıda).....Yedikleri sayılır yani onun haricinde yeni tatlara açık değil paşamız.Süt yoğurt  tüketmemesi beni baya üzüyor.Hala meme emiyor olmasından sanırım bu ilgisizlik...

Son zamanlarda memeden kesme düşünce aklımda.Bazen çok yorucu oluyor,üstüne yemek yemek istemiyor ...Nasıl memeden kesilir hiç fikrim yok..Öncelikle kendimi ve onu buna nasıl alıştırmam gerek .Hala günde 3-5 hatta 7 öğün emdiği oluyor.Geceleri 2 kere uyanıyor en az ..zor olacak gibi bakalım...
 
 

18.ayın kısa özeti böyle.Meleğim uyandı,gidip koklaşalım...
Sayfamıza uğrayan herkese sevgiler....

7 Ekim 2013 Pazartesi

Çok Uzak Yollardan Geldim...

Herkese merhaba !....

Uzun uzun zaman sonra çokça uzak bir yerden yazabiliyorum sonunda.Malum tayin işleri,taşınma telaşı,yeni bir çevre,okul derken hiç fırsat bulamadım uğramaya.Çok özledim bloğumu.Hatta çok ta üzüldüm Yiğidimin gelişim aşamalarını yazamadığım için.

Minik kelebek dolu dolu 18 aylık oldu .İnşallah 18.ayını bi ara yazarak kaldığımız yerden devam etmek istiyorum.Bu arada onu merak ediyorsanız geçtiğimiz haftalarda yine bronşit oldu,hastanede yattık.Çok şükür şuan çok çok iyi..Görüldüğü üzere...


 
Ben buralara alışamadım,hatta sevmedim.Herkes zamanla seversin,alışırsın dese de şimdilik sevesim bile yok.Gerçekten insan elindeki güzelliklerin,sıcacık dostlukların kıymetini ayrı düşünce anlıyor,geldiğim kenti ve arkadaşlarımı çok çok özledim.Çiçeğimi de özledim.Nakliyeciler çiçeğin kırılacağını söyleyip araca almayınca orada bırakmak zorunda kaldım..Üzülerek:((
 
 

29 Ağustos 2013 Perşembe

Bir Şehre Veda Ederken...


       Ve takvimden bir yaprak koptu bugün.Bu defa tek bir dosta değil vedam.Kocaman bir şehre veda ediyorum.Buz gibi soğuğuna rağmen yüreği sıcacık insanların bulunduğu samimi,doğal şirin bir Anadolu kentine veda ediyorum.Benim için çok anlamlı ve özel bir kentten ayrılma vakti geldi..Gelirken bir valizle ,delikanlı ruhumla,yalnız başımayken ,şimdi giderken mükemmel bir eş,dünya tatlısı bir bebek,huzura erişmiş bir ruh ve bir sürü güzel dostun anısıyla,duasıyla çıkıyorum yola.

     ”Vedalar gözleri ile sevenler içindir; Çünkü gönülden sevenler hiç ayrılmazlar.”der Mevlana.Kelkitin güzel yürekli insanları,değerli meslektaşlarım,sevgili öğrencilerim inanın hepinizi gönülden sevdim. Bundan sonraki çalışma hayatımda bu kadar bütün olmuş,aynı sinerjiye sahip,yardımsever,anlayışlı insanlarla bir arada olur muyum bilmem,ama temennim o yönde. Hepiniz benim için ilk göz ağrısısınız,değerlisiniz.Hepiniz ayrı ayrı değerler kattınız hayatıma,anılarıma eklendiniz.
 

      6 yıl kimine göre bir ömür, kimine göre ise basit bir zaman ölçüsü…Benim için çok değerli yıllardı.Daha dün gibi gelişim ve şimdi kalkıp gidişim. Gitmek kolay da dostlara veda zor geliyor.Elbislerle birlikte anılarıda topladım yanıma,birkaç fotoğraf karesiyle dostun gülüşünüde aldım yola çıkıyorum şimdi. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.Kelimeleri biraya getirmek gittikçe zorlaşıyor ne yazık ki,hakkınızı helal edin .
Sevgiyle..
 
 


12 Ağustos 2013 Pazartesi

Yemeyen Bebek -Deliren Anne...!

Konu başlığından anlaşıldığı üzere bizim evde durumlar vahim.Oynatmama az kaldı:) Yiğitcikle karşılıklı savaşıyoruz..Ben yesin diye uğraştıkça o inatla yemiyor.Çok yorucu bir süreçten geçiyoruz.Her ne kadar bunu sorun etmemeye çalışsam da artık başaramıyorum.2 aydır inanılmaz yoruldum,gerildim...
 
Yaz tatili gelmesin arkadaş,her gittiği yerde başka bir huy edinen minik melek iyice huzursuz oldu çıktı.Tatilin bir kısmı Diyarbakır'da geçti bir kısmı Sinop'ta geçiyor.Hayır Diyarbakır aşırı sıcak yemek istemiyor dedik es geçtik.İyi de Sinop gayet serin burda neden yemiyor.Azı dişleri çıkıyordu bi ara ondan yemiyordur dedim..E onlarda çıktı..giderek artan bir inat ve iştahsızlık söz konusu.
 
Konuyla ilgili makaleler,bloglar okudum.Söylenen yöntemlerin çoğunu denedim.Ama hiç bir değişim söz konusu değil.Mesela yemek saati gelene kadar eline aburcubur,atıştırmalık vs bir şey vermedim diyelim o saatte yine yemeğini yemiyor,kaşığı gördüğü anca başlıyor kaçmaya,ağlamaya,sonra hop kucak ve akabinde yakamı çekiştirmeler,memeye saldırmalar..Pes edip emziriyorum ama artık emzirme seanslarıda beni yormaya başladı  sırf bu yemek meselesi yüzünden.
 
Yiğit sıvı olarak sadece su tüketiyor desem haksız sayılmam.Sulu bir yemek çorba ,süt,ayran,meyve suyu vs kabul etmiyor.Bardağın içine bakıyor eğer su dışında bir sıvı varsa "ıııhh" diyerek uzaklaşıyor.Peşini bırakıp 30 dk sonra tekrar denesem yine aynısı..
 
Uzun zamandır kahvaltı yapmıyor,peynir,yumurta,bal yada kahvaltılık ne varsa tüketmiyor.Önceden peynirli poğaça yapardım yerdi ,onu da istemiyor.Kek ,ekmek arası reçel ,,işte onlarıda ittire kaktıra..
Şuan bunları yazarken bile gerilip sinirleniyorum.
 

 
Bunun yanında yoğurtta istemiyor,meyve püreleriyle tatlandırmama rağmen yok yok..son günlerde makarna,pilav ve köfte dışında hiç bir şey yemiyor.He bide muzu çok sever ..Eee hep katı ktı haliyle kabız oluyor,ayrıca besleyici bir şey tüketmiyor.Vitamin,kalsiyum almıyor.Bu da beni endişelendiriyor.
 
Yeme problemimiz zaman zaman olurdu evet ama bu tatil bizi mahvetti.Ortam değişikliği ile tüm düzen alt üst oldu.Evimizde mama sandalyesine oturunca yemek saati olduğunu felan anlıyordu.Burda durmuyor sürekli sofradan kalkıyor elinde ekmek geziyor felan.Oturarak beslenmeyi unuttu çocuk.Ayaküstü ekmek,kek,muz,üzüm ve su şeklinde yaşıyor.
 
Ayy inanın yazarken bile darlandım.Okuyan dostları düşünemiyorum.
 
Paşanın keyfi gelince elbet yer biliyorum ama o adam gibi yemek yiyene kadar ben kendimi bitiriyorum,an itibariyle pesini bırakıyorum,istediğini yesin veya yemesin,yeter ki o da bende mutlu olalım,üsteledikçe ikimizde yıpranıyoruz.
 

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...