2 Nisan 2014 Çarşamba

Bugünlerde Biz-karışık duygular-yalnızlık vs vs...

Selam olsun herkese...
         2 yıla yakındır blog tutuyorum ve ilk defa bukadar yalnız hissediyor ve bunu bu sayfada paylaşıyorum ..Üzülerek paylaşıyorum tabii:( Malumunuz Ege de bir şehrin sıradan bir ilçesine tayinimiz çıktı geçtiğimiz ağustosta..Oysa ne umutlarla tayin istemiştik.Tebdili mekanda ferahlık vardır dedik ama bu sefer öyle olmadı.Tam tersine içim daraldı,ruhum sıkışıyor bazen..Bunun en büyük nedeni kapısını çalacak şöyle candan bir dostun olmayışı ...Geldiğim yerde okadar sıcaktı insanlar,öyle kucak açmışlardı ki bize,dolu dolu 5.5 yılı orda bırakıp buralara geldik,niye geldik ? Malum Ege güzeldir,herkesin yaşamk istediği bir bölgedir,havası sıcak,sebzesi meyvesi bol,ulaşım vs daha kolaydır diyerekten,en önemlisi de Yiğit için..

          Bu kadar yalnızlığa alışık değilim ben,okuldan gelince çat kapım çalsın bir komşu gelsin ,bi çay ikram edeyim biraz laflayalım,hadi o da olmadı ,bir yumurta istesin,biraz tuz yada başka bir şey...Egenin sıcaklığına rağmen ben burada yaklaşık 7 aydır üşüyorum,yalnızlıktan...Oturduğum ev 4 katlı olmasına ragmen altta ve üste oturanlarla birtürlü irtibat kuramadık..Malum ben çalışıyorum onlar evdeler,günün çoğunu birlikte geçiriyorlar vs ben uzak kalıyorum..Bazen kapı önünde karşılaşırsak laflıyoruz okadar,sonra herkes evine.Mesela şuan ben bunarı yazarken birkaç kişi kapının önünde çay içiyorlar ,davet bekliyorum,çok zor değil zile basıp "aman boşver işi"gel çay içelim demek...Hadi onu geçelim..Ben çağırayım madem onlar "gel" demiyor...Açıkcası birkaç kez kapı önünde oturmuşluğum var komşularla,elektrik alamadım hiç,yabancı hissettim,konuların hep dışında kaldım,samimiyet göremedim,bunlardan ötürü benimde "gelin" diyesim yok..Hadi gelin diyeceğim vakitte hep birşeyler çıkıyor,Yiğit hastalanıyor,okul işleri,ev işleri derken fırsatım olmuyor ee üstüne karşıdanda bir ışık alamayınca bende erteleyip duruyorum..Oysa buralara kalkıp gelen benim,misafirim,yabancıyım,henüz çevreye alışamamış,düzenini tam olarak oturtamamış biri olarak kendime pay çıkarıyorum..En kısa sürede  komşualrı evime davet edeceğim ama zannediyorum ki yine aynı kopukluk hüküm sürecek..Çünkü onlar bu çalışıyor ,dünyası farklı,işi var ,yoğun,hem ne konuşacağız ki diyerek  çoğu ortamlarına çağırmadılar şimdiye dek,bundan sonrada çağıracaklarını sanmıyorum..Oysa geldiğim yerde sağımda solumda,yanıbaşımda otuan herkesi tanırdım,evimiz bahçesinde piknikler içer,bayanlarla nerdeyse her akşam ev gezmeleri yapar birinde çay sohbetleri düzenlerdik.Kaldı ki onlarında hepsi ev hanımı idi,ama Allah razı olsun beni içlerine dahil ettiler,davet ettiler..Bende aynı ilgiyi gösterdim devamında.Yani anlayacağınız dostlar geldiğime geleceğime pişman oldum...

           Malesef günümüz insanı ilişkilere geçici gözüyle baktığından yaklaşmıyor,samimiyet kurmuyor,bende mesafeyi seven bir tip olmadığım için zaman zaman bunalıp yalnızlığa kapılıyorum..Şu an tek umudum tekrar Ağustosun gelmesi ve eş durumu tayininden eşimin olduğu ilçeye gitmek belki orada daha güzel ilişkiler kurabilirim,hoş orasıda Ege...Bir karadeniz insanı olarak memleketimin hırçın,açıksözlü ama birokadar sıcak  kanlı insanını özledim,buralar bana göre değil...3 yılı doldurduktan sonra tekrar tayin hakkımız var bakarsın giderim buradan Ege de yerleşip yaşamak korkunç geliyor şuan..Zaman ne gösterir bilinmez ama insana çok şey öğrettiği kesin...Ne demişler ev alma komşu al,bundan sonra atanacağım,taşınacağım muhitteki insan ilişkilerini yakınen görüp,öğrenmeden adım atmam...

          Bu arada Canımın içi oğlum hafif bir boğaz enfeksiyonu atlattı ve bıraktırmaya çalıştığım memeye yeniden sardı..2 yaşını doldurdu ,azaltarak emziriyorum.Sadece gece uyurken ve sabah uyandığında veriyorum,zaten okula giderken uyanırsa ağlıyor peşime mecburen veriyorum..Hedefim bu ayın  sonunda en geç mayıs ortasında tamamen sütten kesmek..Hatta 2 yıldır oyuncak ettiği biberonu bugun ilk kez amacı için kullandı ve uyumadan önce sütünü biberonla içti..Yemek konusunda beni delirtecek kadar ileri boyutta,inatla yemek yemek istemıyor,sütün içine nestlenin cornfilex gibi bişeyi var ballı ,onu katıp içiriyorum ,öyle böyle doyuyor işte,sütten kesildiğinde  inşAllah iştahı açılır herşeyi yer diye umut ediyorum...

Sabırla okuyan herkese sevgiler.....




           

15 Mart 2014 Cumartesi

Canım Oğlumun 2.Yaş Günü

Merhabalar..

        Biricik oğlum ,canım ciğerim doğalı tam 2 yıl bitti.Meleğim çok şükür sağlıcakla 2 yaşını doldurdu.Son zamanlarda ay ay gelişimini yazamıyorum maalesef yoğun iş ve ev temposundan.Ancak 20-24 ay arası çok yol katetti Yiğitcik.Herşeyi anlatabiliyor birkaç kelimeyle.Kıpır kıpır sabah 8te bir uyanıyor öğlen 3 e kadar durmadan koşturuyor .15:00-17:00 arası uykuya dalıp enerji depoladıktan sonra gece 11 e kadar tekrar kıpır kıpır..Evin içinde elinde dütdütleri sürekli koşturuyor,bizide peşinde koşturuyor.En çok sevdiği oyuncakları arabaları ve tabiki boyaları.Bu boya sevdasına sebep halılar,koltuklar hep boya oldu.Geçen gün çantamı kurcalayıp tahta kalemimle birgüzel koltukları boyamış:((( Başta biraz bozuldum ama yapacak birşey yok,çocuklu evde her şey mubah:)

Okuduğum bloglarda anneler bebek sözlüğü yapmışlardı.Benimde hazır aklımda olan Yiğitce kelimeleri yazayım istiyorum.Soylenen her kelimeyi tekrar edebiliyor.Bir ara konuşması gecikiyor diye düşünmüştüm ama onunla sık sık konuşunca ve ona kitaplar okuyunca konuşmasının daha hızlandığını gördüm.Yatmadan önce ve gün içinde hikaye kitapları yada meyveler,taşıtlar,hayvanlar gibi kitaplardan birşeyler okuyorum ona.."".Annee okkkuuu"" demesi öyle güzel ki..

          Yiğit'in Sözlüğü :)

Aslı (teyzesi) : Astiii
Araba           :Aaabaa
Bu ne            :Bu neee.......Bu aralar en çok kullandığı kelime.herşeyi tek tek bıkmadan soruyor.bu ne,bu ne..:)
Elma             :Emee
Muz              :Musstuu
Gel                :Gee-gee
Git                 :Dit...........................heleki bi kurnazlık peşindeyse parmağını sallayara ditt ditt demesi yokmu
Uyuyor          :Uyyii.....................genelde babası uyurken parmağını ağzına götürüp ssssssss uyyyyiii  demesi.
Anne             :Annneee   uzatarak öyle çağırır arada annem der boynuma sarılır sıkı sıkı
Baba             : Baa-baa        .
Kedi              :Miyavvv
Köpek          :haoovvhaoovvv
Çiçek            :Ticeekk gibi birşey diyor
Ev                 :Eeiivvv
Ağaç             :Aaaaççç
Kaşık            :Kaaaşşşttııı
Korkuyorum  : Koookuuuu................................çoğu şeyden korkuyor bu ara ..Keloğlandan,ordaki                                     canavardan,karanlık görüntülerden ve seslerden..
Ses                :Seeesss .............................dışardan bir korna sesi vs duyarsa hemen seeess diyor.
Boya              :Boyyyiii
Kalem            :Kaaleeee

şuan aklıma gelenler bunlar,dili döndüğünce her şeyi söylüyor.


Bu arada geçen akşam akrabalarımızla Yiğitin 2.yaşını kutladık.Hepimiz, özellikle Yiğit çok eğlendi.Pastasını odaya getirirken herkes" iyiki doğdun yiğit "dedikçe o bir yandan sevinçten gülerken, utandı,babasının kucağına saklandı ,sonrada defalarca mumları üfledi.Ona özel bir şeyler yapıldığının farkındaydı , keyfine diyecek yoktu..Bu güzel günümüzden birkaç kare..

Doğum günü cicilerini buyük bir uğraş sonucu üzerine geçirdim.

Yiğidim teyzeciği..oyun arkadaşı,dadısı,anne yarısı,Astıı sii ,onu başka çocuklarla paylaşamıyor ,kıskanıyor..

Buda benim nacizane hazırladığım sofram.Okuldan gelince bunları yapabildim.Pasta hazır tabi.

Doğum günü keyfii.....

Doğum günü pastamız


Bebelerin doğumgünün vazgeçilmezi,çocukların en sevdiği muffinler


Hala,Amca,kuzenler ve bizim evde güzel bir anı....

Kuzumun mumları hevesle üfleyişi ...



         

16 Şubat 2014 Pazar

Her Çocuk Özeldir-Çocukluk Sırrı

İyi geceler...



       Son günlerde okuduğum ve taze taze bitirdiğim kitabın üstüne bir post atayım dedim.Pedagog Adem GÜNEŞ'in Çocukluk Sırrı adlı kitabından söz ediyorum.Şimdiye dek neden okumamışım ki ,boşu boşuna yabancı kaynaklara yönelmişim .Bu kitapta Anadolu kültürüne göre çocuk eğitiminden,bu coğrafyada çocuğun ne kadar özel olduğundan söz ediliyor.Her annenin mutlaka okuması gereken çok güzel bir kitap.


     Kitabı okudukça farkında olmadan oğluma karşı, bir yetişkin olduğunda onun kişiliğini olumsuz yönde etkileyecek tutumlarımın farkına vardım.Hatta kendi benliğimde çoçukluğumdan gelen yanlış eğitim metodlarının etkisini gördüm.Anne babamızın döneminde böyle bilgiler edinmek bugün ki kadar kolay olmadığından onlara haksızlık etmek istemem tabi..Allah razı olsun onlardan...
 
     Kısaca özetleyecek olursam,her çocuğun aslında çok güzel ve özel bir fıtratla dünyaya geldiği ancak anne-babanın yaptıkları sonucunda kendine ve çevresine karşı duyarlı,güvenli ve emin bir birey yada hırçın,topluma ve düzene isyan eden,asi bir kişiliğe büründüğü,duygularını bastırmayı öğrendiği çocukluk döneminden kalma derin yaralarla boğuştuğu,karakterinde ciddi sıkıntıların meydana geldiğine değiniliyor.

    Anneler olarak bizlerin  farkında olmadan yaptığımız hatalar ve çözüm yollarından bahsediliyor.Çocuğun ince yapısını hesaba katmadan onu zoraki bir kişiliğe büründürdüğümüzü,çocuğumuzun benliğine zarar vermeden ona nasıl rehberlik edebileceğimizden söz eden kitap gerçekten çok aydınlatıcı..Her satırı çok güzel bilgiler veriyor beğendiğim bazı satırları sizlerle paylaşmak isterim..

Anadolu pedagojisi,çocuğa aziz bir misafir olarak bakar.Anne-baba çocuğuna bakarken ,bir et yığını ve terbiyeye muhtaç bir insan olarak bakmaz."

"İnsan başıboş olarak dünyaya gönderilmediği gibi,çocukta başıboş olarak anne babaya teslim edilmemektedir."Doğan her çocuk buyurucu bir iç kılavuz ile dünyaya gelir ve bu kılavuz yaşamının her döneminde kişiye yol gösterici olur.


"Akıllı uslu zannedilen çocukların birçoğu anne babasına karşı bastırdığı duygularla kendilerini dış dünyada sergilemeyi bir yetenek haline getirmişlerdir."

"Çocuğun ihtiyac duyduğu sevgi ile aldığı sevgi arasında fark varsa,çocuk ihtiyac duyduğu sevgiyi bastırmayı,benlik koruma yöntemi olarak geliştirir."

"Örneğin,yaramazlık yapan bir çocuğa ceza vermek,onun duygu dünyasına zarar vereceği ve bir süre sonra duyarsızlaşmasına neden olacağı için,çocuk terbiyesinde "asla" ceza yöntemi kullanılmaz.Çocuğa ceza vermek,onun benliğini incitmek ve duygu dünyasına acı vermek anlamına gelir.Çocuklar bakışlarla dahi olsa şiddete ve cezaya maruz bırakılmamalıdır."

"Çocuğun temel dinamiklerinin yerli yerine oturabilmesi  için özellikle ilk 4 yaşta tamamen serbest bırakılmalıdır."

" Çocukların bakıcıyı teslim edilmesi veya zaman zaman anneanneye bırakılıp şehirlere seyahat edilmesi,alışverişe gidilmesi vs çocukta güven duygusunu zedeler.Çocuk 4 yaşına kadar anneden uzak kalmışsa duyguları zedelenmişse,ilerleyen yaşlarda anne aynı şeyi yapacak diye ona karşı br şüphe besler ve onun peşinden ayrılmaz."

"Çocuklarını erken yaşta bırakıp işe giden anneler maalesef çocuklarını sezebilme yeteneğini kaybediyor."

"Anneden güvensiz bir şekilde ayrılan çocuk hayatının geri kalanında kimseye güvenemez."

"Anne nekadar kısa sürede çocuğun ağlamasına cevap verebilirse ,çocuk okadar kendini güvende hisseder."

"Anne-babalar maalesef insanın içindeki bu mükemmel yaratılıştan habersiz,bir tek şeyin peşindedir,çocuğu 'adam'etmek.Oysaki,çocuk dünyay geldiği andan itibaren,zaten oldukça mükemmel bir adamdır.Önemli olan o aziz misafirin mükemmel yaratılışını zarara uğratmamaktır."

"Çocukluk sırrını bilmek isteyen anne-babalar,çocuğun kendini nasıl savunduğunu öğrenmeli."

" Çocuklarına korku ve baskı ile birtakım davranışlar edindirmye çalışan anne babalar onların benliklerini zayıflattıklarını fark edememektedir.Benli zayıflaması sadece baskı ve zorlamayla olmaz.Bazen sevecen bir sempati ile çocukların kendi kontrollerini alır ve çocukları severken onların kendiler olmasına izin vermezler.Örneğin "Eğer dişlerini fırçalamazsan çok üzülürüm"diyerek çocuğunu diş fırçalamaya teşvik eden  anne aslında çocuğun benliğini zayıflatmaktadır.Zira çocuk annesinin isteğini yerine getirmezse onu kaybedeceği endişesi ile dişlerini fırçalar"Amac annesinin üzülmesine engel olmaktır.

"Minnet öyle bir duygudur ki,kim kimin minneti altında kalmışsa,ona karşı kendini ezik,mecbur ve çaresiz hisseder.Çocuğa teklif edilen yardım,minnet duygusu oluşturulmadan sunulmalıdır."

"Çocuklar etrafında olup bitenleri,büyük bir emici güçle,ruhlarına sindirerek öğrenirler.Hiçbir yetişkin ,bugüne kadar çocuğu ile girdiği mücadeleden kazançlı çıkmamıştır."





Sevgiyle...


10 Şubat 2014 Pazartesi

Tarif Blogu Açtım,Beklerim...

         Sevgili blogger dostlarım mutfakta değişik tarifler denemeyi seven biri olarak artık konu üzerine bir blog açmak şart oldu.Bende yaptıklarımın fotograflarını çektim çektim,biriktirdim,sonunda yayına soktum inşAllah.Ziyaret etmek isterseniz işte linki.

http://elmalikekim.blogspot.com.tr

Henüz bloguma beğendiğim güzel bir isim bulabilmiş değilim.Fikir ve eleştirilere açığım:)

Sevgiyle...

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...