15 Mart 2014 Cumartesi

Canım Oğlumun 2.Yaş Günü

Merhabalar..

        Biricik oğlum ,canım ciğerim doğalı tam 2 yıl bitti.Meleğim çok şükür sağlıcakla 2 yaşını doldurdu.Son zamanlarda ay ay gelişimini yazamıyorum maalesef yoğun iş ve ev temposundan.Ancak 20-24 ay arası çok yol katetti Yiğitcik.Herşeyi anlatabiliyor birkaç kelimeyle.Kıpır kıpır sabah 8te bir uyanıyor öğlen 3 e kadar durmadan koşturuyor .15:00-17:00 arası uykuya dalıp enerji depoladıktan sonra gece 11 e kadar tekrar kıpır kıpır..Evin içinde elinde dütdütleri sürekli koşturuyor,bizide peşinde koşturuyor.En çok sevdiği oyuncakları arabaları ve tabiki boyaları.Bu boya sevdasına sebep halılar,koltuklar hep boya oldu.Geçen gün çantamı kurcalayıp tahta kalemimle birgüzel koltukları boyamış:((( Başta biraz bozuldum ama yapacak birşey yok,çocuklu evde her şey mubah:)

Okuduğum bloglarda anneler bebek sözlüğü yapmışlardı.Benimde hazır aklımda olan Yiğitce kelimeleri yazayım istiyorum.Soylenen her kelimeyi tekrar edebiliyor.Bir ara konuşması gecikiyor diye düşünmüştüm ama onunla sık sık konuşunca ve ona kitaplar okuyunca konuşmasının daha hızlandığını gördüm.Yatmadan önce ve gün içinde hikaye kitapları yada meyveler,taşıtlar,hayvanlar gibi kitaplardan birşeyler okuyorum ona.."".Annee okkkuuu"" demesi öyle güzel ki..

          Yiğit'in Sözlüğü :)

Aslı (teyzesi) : Astiii
Araba           :Aaabaa
Bu ne            :Bu neee.......Bu aralar en çok kullandığı kelime.herşeyi tek tek bıkmadan soruyor.bu ne,bu ne..:)
Elma             :Emee
Muz              :Musstuu
Gel                :Gee-gee
Git                 :Dit...........................heleki bi kurnazlık peşindeyse parmağını sallayara ditt ditt demesi yokmu
Uyuyor          :Uyyii.....................genelde babası uyurken parmağını ağzına götürüp ssssssss uyyyyiii  demesi.
Anne             :Annneee   uzatarak öyle çağırır arada annem der boynuma sarılır sıkı sıkı
Baba             : Baa-baa        .
Kedi              :Miyavvv
Köpek          :haoovvhaoovvv
Çiçek            :Ticeekk gibi birşey diyor
Ev                 :Eeiivvv
Ağaç             :Aaaaççç
Kaşık            :Kaaaşşşttııı
Korkuyorum  : Koookuuuu................................çoğu şeyden korkuyor bu ara ..Keloğlandan,ordaki                                     canavardan,karanlık görüntülerden ve seslerden..
Ses                :Seeesss .............................dışardan bir korna sesi vs duyarsa hemen seeess diyor.
Boya              :Boyyyiii
Kalem            :Kaaleeee

şuan aklıma gelenler bunlar,dili döndüğünce her şeyi söylüyor.


Bu arada geçen akşam akrabalarımızla Yiğitin 2.yaşını kutladık.Hepimiz, özellikle Yiğit çok eğlendi.Pastasını odaya getirirken herkes" iyiki doğdun yiğit "dedikçe o bir yandan sevinçten gülerken, utandı,babasının kucağına saklandı ,sonrada defalarca mumları üfledi.Ona özel bir şeyler yapıldığının farkındaydı , keyfine diyecek yoktu..Bu güzel günümüzden birkaç kare..

Doğum günü cicilerini buyük bir uğraş sonucu üzerine geçirdim.

Yiğidim teyzeciği..oyun arkadaşı,dadısı,anne yarısı,Astıı sii ,onu başka çocuklarla paylaşamıyor ,kıskanıyor..

Buda benim nacizane hazırladığım sofram.Okuldan gelince bunları yapabildim.Pasta hazır tabi.

Doğum günü keyfii.....

Doğum günü pastamız


Bebelerin doğumgünün vazgeçilmezi,çocukların en sevdiği muffinler


Hala,Amca,kuzenler ve bizim evde güzel bir anı....

Kuzumun mumları hevesle üfleyişi ...



         

16 Şubat 2014 Pazar

Her Çocuk Özeldir-Çocukluk Sırrı

İyi geceler...



       Son günlerde okuduğum ve taze taze bitirdiğim kitabın üstüne bir post atayım dedim.Pedagog Adem GÜNEŞ'in Çocukluk Sırrı adlı kitabından söz ediyorum.Şimdiye dek neden okumamışım ki ,boşu boşuna yabancı kaynaklara yönelmişim .Bu kitapta Anadolu kültürüne göre çocuk eğitiminden,bu coğrafyada çocuğun ne kadar özel olduğundan söz ediliyor.Her annenin mutlaka okuması gereken çok güzel bir kitap.


     Kitabı okudukça farkında olmadan oğluma karşı, bir yetişkin olduğunda onun kişiliğini olumsuz yönde etkileyecek tutumlarımın farkına vardım.Hatta kendi benliğimde çoçukluğumdan gelen yanlış eğitim metodlarının etkisini gördüm.Anne babamızın döneminde böyle bilgiler edinmek bugün ki kadar kolay olmadığından onlara haksızlık etmek istemem tabi..Allah razı olsun onlardan...
 
     Kısaca özetleyecek olursam,her çocuğun aslında çok güzel ve özel bir fıtratla dünyaya geldiği ancak anne-babanın yaptıkları sonucunda kendine ve çevresine karşı duyarlı,güvenli ve emin bir birey yada hırçın,topluma ve düzene isyan eden,asi bir kişiliğe büründüğü,duygularını bastırmayı öğrendiği çocukluk döneminden kalma derin yaralarla boğuştuğu,karakterinde ciddi sıkıntıların meydana geldiğine değiniliyor.

    Anneler olarak bizlerin  farkında olmadan yaptığımız hatalar ve çözüm yollarından bahsediliyor.Çocuğun ince yapısını hesaba katmadan onu zoraki bir kişiliğe büründürdüğümüzü,çocuğumuzun benliğine zarar vermeden ona nasıl rehberlik edebileceğimizden söz eden kitap gerçekten çok aydınlatıcı..Her satırı çok güzel bilgiler veriyor beğendiğim bazı satırları sizlerle paylaşmak isterim..

Anadolu pedagojisi,çocuğa aziz bir misafir olarak bakar.Anne-baba çocuğuna bakarken ,bir et yığını ve terbiyeye muhtaç bir insan olarak bakmaz."

"İnsan başıboş olarak dünyaya gönderilmediği gibi,çocukta başıboş olarak anne babaya teslim edilmemektedir."Doğan her çocuk buyurucu bir iç kılavuz ile dünyaya gelir ve bu kılavuz yaşamının her döneminde kişiye yol gösterici olur.


"Akıllı uslu zannedilen çocukların birçoğu anne babasına karşı bastırdığı duygularla kendilerini dış dünyada sergilemeyi bir yetenek haline getirmişlerdir."

"Çocuğun ihtiyac duyduğu sevgi ile aldığı sevgi arasında fark varsa,çocuk ihtiyac duyduğu sevgiyi bastırmayı,benlik koruma yöntemi olarak geliştirir."

"Örneğin,yaramazlık yapan bir çocuğa ceza vermek,onun duygu dünyasına zarar vereceği ve bir süre sonra duyarsızlaşmasına neden olacağı için,çocuk terbiyesinde "asla" ceza yöntemi kullanılmaz.Çocuğa ceza vermek,onun benliğini incitmek ve duygu dünyasına acı vermek anlamına gelir.Çocuklar bakışlarla dahi olsa şiddete ve cezaya maruz bırakılmamalıdır."

"Çocuğun temel dinamiklerinin yerli yerine oturabilmesi  için özellikle ilk 4 yaşta tamamen serbest bırakılmalıdır."

" Çocukların bakıcıyı teslim edilmesi veya zaman zaman anneanneye bırakılıp şehirlere seyahat edilmesi,alışverişe gidilmesi vs çocukta güven duygusunu zedeler.Çocuk 4 yaşına kadar anneden uzak kalmışsa duyguları zedelenmişse,ilerleyen yaşlarda anne aynı şeyi yapacak diye ona karşı br şüphe besler ve onun peşinden ayrılmaz."

"Çocuklarını erken yaşta bırakıp işe giden anneler maalesef çocuklarını sezebilme yeteneğini kaybediyor."

"Anneden güvensiz bir şekilde ayrılan çocuk hayatının geri kalanında kimseye güvenemez."

"Anne nekadar kısa sürede çocuğun ağlamasına cevap verebilirse ,çocuk okadar kendini güvende hisseder."

"Anne-babalar maalesef insanın içindeki bu mükemmel yaratılıştan habersiz,bir tek şeyin peşindedir,çocuğu 'adam'etmek.Oysaki,çocuk dünyay geldiği andan itibaren,zaten oldukça mükemmel bir adamdır.Önemli olan o aziz misafirin mükemmel yaratılışını zarara uğratmamaktır."

"Çocukluk sırrını bilmek isteyen anne-babalar,çocuğun kendini nasıl savunduğunu öğrenmeli."

" Çocuklarına korku ve baskı ile birtakım davranışlar edindirmye çalışan anne babalar onların benliklerini zayıflattıklarını fark edememektedir.Benli zayıflaması sadece baskı ve zorlamayla olmaz.Bazen sevecen bir sempati ile çocukların kendi kontrollerini alır ve çocukları severken onların kendiler olmasına izin vermezler.Örneğin "Eğer dişlerini fırçalamazsan çok üzülürüm"diyerek çocuğunu diş fırçalamaya teşvik eden  anne aslında çocuğun benliğini zayıflatmaktadır.Zira çocuk annesinin isteğini yerine getirmezse onu kaybedeceği endişesi ile dişlerini fırçalar"Amac annesinin üzülmesine engel olmaktır.

"Minnet öyle bir duygudur ki,kim kimin minneti altında kalmışsa,ona karşı kendini ezik,mecbur ve çaresiz hisseder.Çocuğa teklif edilen yardım,minnet duygusu oluşturulmadan sunulmalıdır."

"Çocuklar etrafında olup bitenleri,büyük bir emici güçle,ruhlarına sindirerek öğrenirler.Hiçbir yetişkin ,bugüne kadar çocuğu ile girdiği mücadeleden kazançlı çıkmamıştır."





Sevgiyle...


10 Şubat 2014 Pazartesi

Tarif Blogu Açtım,Beklerim...

         Sevgili blogger dostlarım mutfakta değişik tarifler denemeyi seven biri olarak artık konu üzerine bir blog açmak şart oldu.Bende yaptıklarımın fotograflarını çektim çektim,biriktirdim,sonunda yayına soktum inşAllah.Ziyaret etmek isterseniz işte linki.

http://elmalikekim.blogspot.com.tr

Henüz bloguma beğendiğim güzel bir isim bulabilmiş değilim.Fikir ve eleştirilere açığım:)

Sevgiyle...

22 Ocak 2014 Çarşamba

Blog Temama ne oldu ?

Merhabalar

        Blogumun yeni yüzüyle karşınızdayım.Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanı misali blogger ın kendi arayüzlerinden birini seçmek zorunda  kaldım.Çünkü Free olarak yüklediğim templateim maalesef artık paralı olmuş ve eklentiler sayfamda görünmüyordu.Az önce farkettim ve alelacele değiştirdim.Bildiğiniz free tema veren sayfalar varsa yoruma atın arkadaşlar .Bu arada 103 olan takipçi sayım 101 e düşmüş ,biz bırakıp gidenler olmuş,üzüldüm.

       Son zamanlarda hiç uğrayamıyorum ,yorum yazamıyorum kimseye .Çünkü Yiğit büyüdükçe işler daha da zorlaşıyor.Okuldan geldiğimde direk bana yapışıyor ,yemek,ev işleri Yiğitin ihtiyaçları derken sosyal medya takibine fırsat bulamıyorum ama aklımın bir köşesi bloğumda ve blogger arkadaşlarımda,beni mazur görün .

Sevgiler...

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...