22 Haziran 2014 Pazar

Yiğit'le İlk Seyahatimiz..26 saat...

Selamlar,

        Minik oğlumla geçtiğimiz günlerde uzunca bir yolculuğa çıktık.Bir kafile ile Adıyaman'a gittik.Muğla'dan başlayan yolculuğumuz uyduruk bir 403 otobusle :) 26 saatin sonunda Adıyaman'da son buldu.Tabi bir o kadar da geri dönüş vardı.Aniden verilmiş bir kararla yola çıktık,babamız da yanımızda yoktu üstelik.Gözümde biraz büyütmüştüm ama yolculuğumuz ummadığım kadar kolay geçti.Yiğit Sefa yol boyu arabadaki diğer çocuklarla beraber kah oynadı kah güldü ,uyudu derken kazasız belasız gittik geldik. Zaman zaman mola yerlerinde kalabalıktan ve otobusun sesinden korkması  dışında sorun yaşamadık.Tabi bu arada epeyi kucakcı oldu,sık sık kucağımda taşımak zorunda kaldım .Zira kendisi keyif adamı olduğundan yürüme konusunda üşengeçlik yaptı.He birde yemek yemiyordu yine yemedi,abur cuburla ,meyveyle oyalandı.
Adana dolaylarında ter döken Yiğit:)

          Babacığından ayrı 4 gün geçirdi miniğim.İlk yolculuk gayet keyifli geçtiğinden bende epey cesaretlendim ,her an başka bir yere gidebilrim yani:)yalnız avantajlı kısım yol arkadaşlarımın hepsini tanıyor olmamdı.Çoğununda  çocuğu olunca hiç zorluk yaşamadık.Zaman zaman birbirimize emanet ettik vs derken güzel ,huzurlu bir seyahat oldu.Bu arada geçiş güzergahında gördüğüm şehirler arasından Konya 'yı çok beğendim.Adana'ya vardığımız sıralarda oradaki insanlara kolaylıklar diledim ,aşırı sıcak ve boğucu bir havası vardı çünkü.Bizim buralarda çok sıcak ama öyle nem yok.
Aylin ablası bütün yol boyunca kuzumu hiç bırakmadı

            Yaz tatili henüz gelemedi bize,bakalım okul işleri bitsin bakarsınız başka bir yerlere gideriz onlarıda aktarırım inşAllah.

       Sağlıcakla....

       

29 Mayıs 2014 Perşembe

Süt kuzumu Sütten kestim :(

Merhabaaaaa

      Uzunca bir aradan sonra işte burdayım,günler uzamış olmasına rağmen , günü yetiremiyorum.Yiğit Sefam büyüdü,  zamanımın çoğunu onunla geçirmemi istiyor,dışarı çıkmak ,dolaşmak istiyor yada evdeysek onunla oyun oynamamı istiyor derken,günler su gibi akıp gidiyor.

minişimin mahalledeki oyun arkadaşı
       Buralara uğrayamadığım vakitlerde Yiğiti sütten kestim.Çok şükür,hiç ummadığım kadar kolay oldu,Yiğit Sefa hiç ağlamadı desem yeri..Sadece birkaç kez mızırdandı o kadar ,artık tamamen kesildi sütten.
Etraftan dinlediğim hikayelerden ötürü açıkcası sütten kesmeyi hep erteledim,aman emsin bir daha emmeyecek nasılsa diyerek aslında korktuğumdan, süreci  bu bahanelerle uzattım.Ama pişman değilim .Yiğit Sefa 26 aylığa kadar emdi,doyunca..Ama artık emzirmek  beni çok yormaya başlamıştı , zamanıda gelmiş,geçiyordu..Etrafımdaki  anneler birden kes,yok bant yapıştır,yok salça sür vs gibi hurafeler önerselerde ,bunların hiç biri mantığıma yatmadı ve denemedim .Adem Güneş'in bu konudaki görüşünü dinledim ve internette birkaç makale okumudum..Bebeğin sütten kesilmesini azaltarak yapmanın ,anne ve bebek için daha uygun olacağı yönündeki türden yazılar...Azaltarak memeden kesmeye karar verdim ve uygulama aşamasında da hiç sorun yaşamadım.Kaldı ki Yiğit beni gördüğü an yakama yapışıp "anne mamaa" der emmek isterdi..Öncelikle olayı kafamda kabusa çevirmedim,bırakmazsa çok çok biraz daha emerdi :))



      Emzirme seanslarının sayısını düşürdüm.Önceleri ,(yaklaşık 1 hafta kadar )sadece sabah uyandığında ve gece uyurken emzirdim.Sonra sabah uyandığında dikkatini dağıtıp ( işe gittiğim günler o uyanmadan kaçtım) yiyecek başka şeylerle sabahı geçiştirdim.İstemeyerek de olsa Nestle Cheerios diye birşey var bebekler için ,onu süte karıştırıp sabah bu şekilde yedirdim ,o bahaneyle süt içti...Sonra, sadece gece uykuya dalarken emzirmeye devam ettim.Yavaş yavaş memenin birini daha az emzirmeye başladım,haliyle süt üretimi de azalmaya başladı.Mesela uyumaya yakın  bir şeyler yedirdim Yiğit'e(meyve,süt,muhallebi vs ) ,karnı tok olunca zaten azıcık emip bırakıyordu..Önce bir memeyi bıraktırdım ,onu hafif bir ağrısı sancısı oldu,kolaycacık atlattım çok şükür...Bazen uyumadan önce onunla konuştum." Sen artık abi oldun,büyüdün artık memeyi bırakman gerek" felan diye..Sonra 1 hafta kadar da  gece uyurken tek memeyi emdi ..Gece yarısı uyandığında su verdim hep,ya da babası onu uyuttu ..Sonra bir iki hiç emzirmeden uyuttum.Zaten ona masal okuyordum emip sonra uyuyordu.Sonrasında meme vermeden masalını okuyup ayağımda sallayarak uyutmaya başladım.Böylece Yiğit Sefacık hiç ağlamadan sütten ayrılmış oldu..

         Onu sütten kesme fikri ilk etapta beni çok üzdü,aramızdaki bağların kopacağı vs gibi birtakım düşünceler geldi gitti..Sütten kesme işini yavas yavas yapmak ikimizin ruh sağlığı için çok çok iyi oldu.Hiç vicdan azabı çekmedim ; çünkü onu hiç ağlatmadım.İkimizde bu ayrılığa yavaş yavaş alıştık.Bazen gelip "anne meme hasta"  diyor,sonra gidip oyuna dalıyor :))
Anlayacağınız azaltma yoluyla kolaycacık bu süreci atlattık,ancak yemek yeme konusunda inadı sürüyor,gün içinde hiç birşey yemıyor,aburcubur versen yiyor ama yemek yemiyor,umarım bunu da hallederiz.


        Bebişini sütten kesmeyi düşünen anneler  kesinlikle azaltarak kesmeyi deneyin,yok memeye bant yapıştır,yok birden kes vs çocuğumuzda derin yaralar açabilir.Düşünsenize;insan ,sevgilisi  onu aniden terkettiğinde nasıl bunalıma giriyor,hayata küsüyor...Tıpkı buna benziyor bebişle anne arasındaki emzirme olayı..Minnoşları bunaltmadan,güvenlerini yıkmadan bu durumu atlatmak hepimizin amacı..Bebişini sütten kesmeyi düşünen annelere kolaylıklar dilerim..tabi bazı inatçı bebeklerde olabilir meme için  ağlayan tepinen,her anne bebeğinin durumuna göre uygun yöntemi seçecektir,biz bu yolu denedik ve başarılıda oldu..


10 Nisan 2014 Perşembe

Herşey Güzel Olacak (mı)?

Selamlar...

         Aslında blogumda bu tarz yazılar yazmamaya gayret ediyorum ancak insanın yüreği kaldırmıyor bazı şeyleri,içini dökmek ,anlatmak ,konuşmak istiyor.Gün geçmiyor ki tvlerde şiddet haberleri yayınlanmasın..Maalesef zap yaparak bu acı gerçekten kaçamıyoruz artık,afedersiniz tuvalete dahi akıllı telefonla gidemeyen biz teknolojiyle beraber değişik bir ruh haline büründük,heran dünya ile iletişim kurmak çok güzel fakat hep kara haber..Öncelikle toplum olarak şiddet eğilimli,depresif,agresif,umutsuz olduk.Her geçen gün kaygılarımız artıyor,gelecek ürkütüyor artık bizleri..Çocuklarımız için en büyük endişelerimiz..İnanın şuan acaba iyi bir gençlik geçirecek,üniversite okuyup br işin ucundan tutabilecek mi diye düşünmüyorum,kaygılanmıyorum..Kaygılarım çok farklı..Acaba güzel ahlaklı arkadaşları olacak mı ?
Acaba birisi ona kötülük edecek mi?
Acaba kötü alışkanlıkları olacak mı ?
Acaba havası suyu ,insanları temiz bir dünyada yaşayabilecek mi?
Acaba saf ve masum büyüyebilecek mi ?....

Hatta dile getirmeye kortuğum bir sürü soru kemiriyor beynimi.Toplum olarak,dünya olarak nereye gidiyoruz.Her geçen gün kaos,kavga,şiddet,kaza,cinayet haberleri görmekten ötürü ruhum daraldı.Çocuklarımızı,ailemizi ve toplumu bunlardan nasıl uzak tutarız sorusuna cevaplar arıyorum..Cevap kolay aslında topluma yararlı,örfünü adetini ve dini değerlerini bilen nesiller yetiştirmek..İyi ya ben ailemi bu noktada elimden geldiğince eğitip öğretiyorum diyelim peki ya diğerleri...Eğer ebeveynler olarak her anne-baba bu bilinçte değil ise çözüm ne olacak..Ben evladımı tertemiz yetiştirsem de yarın birgün ana babasından gerekli ahlakı,terbiyeyi almış biri çıkıp benim evladıma,toplumun bireylerine zarar verdiğinde ne olacak ? Bu çocuklar,gençler hepimizin..Bazen yolda gençler görüyorum,üzerinde üniforma ,anne baba okula yollamış ama o elinde sigarası başka yöne gidiyor ,giderken yanındaki arkadaşıyla konuşmasına şahit olmak istemezsiniz...Önce kimi eğitmek gerek bilemedim,çocuklarımı yoksa ailelerimi ..Maalesef çoğu anne baba hele de gelir düzeyi düşük,ilim ve ahlakı yönleri eksik ve bir o kadar vurduymaz olanlar saldım çayıra mevlam kayıra yöntemiyle evlat yetiştiriyor..Ve yine bu evlatlar yarın bir gün sadece kendi ailesinin değil tüm toplumun başına bela(üzülerek söylüyorum) oluyor.Bugün ne uğruna isyan edip ne için yaşadığını bilmeyen,teknolojinin esiri olmuş,nereden gelip nereye gideceğini bilmeyen,günleri ve gençliğini özgürlük  adı altında biteviye yaşayan bir nesil var önümüzde..Ve bu gençler yarının büyükleri olacak ,dünyayı ,ülkemizi,evlatlarımızı bunlara emanet edeceğiz..Düşündükçe çok üzülüyorum,herşey güzel olacak lafı polyannacılık gibi geliyor.Eğitim camiasının içinde biri olarak elimden geçen çocuklara güzelliği ve insanın herşeyden önce Allah'a kul olduğunu ve hayat çizgisinin bu doğrultuda olması gerektiğini anlatmaya çalışıyorum.Fakat bu noktada okul ortamında yapılabilecekler kısıtlı,bir çocuğun eğitimi kesinlikle evde başlıyor..Anne babanın oluşturduğu rol model çok çok önemli.Evde şiddet gören bir çocuğa "şiddet kötüdür,şiddet yapma,kızma,bağırma,küfretme,arkadaşına zarar verme,insanları sev " demek alenen onu kandırmaya dönüşüyor..Çünkü aile içinde ve toplumda insanlar birbirini kırarken,öldürürken nasıl olurda "insanları sev,insanoğlu mükemmel bir yaratıktır" diyebiliriz ki...

Görünen o ki herşey sandığımız kadar güzel olmayacak gibi..Ne dersiniz?Olur mu..

Son Söz: Bizi Yaradan Rabbim herşeyin en iyisini bilir diyorum ve O'nun emirleri doğrultusunda ümidimi kaybetmeden dua ediyorum..İnşAllah herşey güzel olur..

Sevgiyle


9 Nisan 2014 Çarşamba

2 Yaş Sendromu Dedikleri Bu Mu Ola ki?

Selamlar blogcanlar,

Hızlıca gireyim konuya....Bugun okuldan gelince Yiğiti ve kardeşimi alıp pazara gidelim,dolaşalım dedim ..Nerden demişim..Bin pişman oldum :)Herşey bir oyuncak tezgahının önünden geçerken başladı..Arabasında sakin sakin etrafı izleyen Yiğitcik etrafta duran envayi çeşit oyuncağı görünce arabasının içinden çıkmak istedi.Bende yere indirdim baksın bakalım ne istiyormuş,beğendiğini alalım dedim..Çocuk bu birtaneyle doyarmı..O oyuncak senin bu oyuncak benim hepsine el atıyor..Neyse birtane aldık ama yok o onu istemıyor hepsini tek tek elleyecek ,gezdirecek..
pazarda gördüğü oyuncak ..Aldım ama
hemen hevesi geçti diğerlerine yöneldi
Baktım olacak gibi değil oyuncağı alıp koşar adım ordan uzaklaşalım derken bizimki bastı yaygarayı.Ama ne yaygara gelen geçen bakıyor,Yiğit biraraba sopa yemişcesine bağırıyor ağlıyor..Heehh tam unutturduk derken az ilerde başka bir oyuncakcı daha..Ağlaya ağlaya perişan oldu.Kucağıma alıyorum,başka şeyler gösteriyorum yok susmuyor.O arada pazarcı ablanın biri benim yokluğumdan istifade(bir ara gözlükçüye girmiştim) bizimkine yüksek perdeden "sus,kes" gibi sözler zarfediyor..Koşar adım çıktım dükkandan "pardon ne bağırıyorsunuz,hakkınız var mı diyerekten çıkıştım azıcık,zaten gerim gerim gerilmişim vıyak vıyak ağlayan bebeyle sağa sola verdiğim rahatsızlıktan ötürü..Kadın gayri ihtiyarı kızı rezil etti(kızkardeşimi) baksana dedi,ee çocuk bu bunun rezilliği mi olur laftan anlasa çocuk diyemeyiz dimi dedim..Tabi Yiğit bu arada feryat fıgan..Aldım kucağıma koydum arabasına doğru eve ..Gelene kadar yol boyunca bağıra bağıra ağladı,bende "bu nasıl anne,bi çocuğu susturamıyor,kadına bak ne rahat" bakışları altında eve döndüm..Kızdım mı evet hem de çokkk ! Tüm çabama rağmen susmayınca pes ettim ve dışarıda bağıran bir anne olmaktansa sakin bir tavır takınıp Yiğitin ağlamasına kulak asmadım..Çünkü mümkün değil susmaz..Susmadı da..Son zamanlarda çok inatçı,durdan anlamayan,hırçın ,huysuz bir çocuğa dönüştü..Bunun sebebi 2 yaş krizi ve muhtemelen iyiden iyiye azalmış olan emzirme seansları diye düşünüyorum.Ancak zaman zaman sabrımın taştığı vakit çıkışlarımdan ötürü bazı şeylerin onun üzerinde kalıcı etkisi olmasından korkuyorum..İster istemez bağırdığım oluyor ,utanarak ve sıkılarak dile getiriyorum bunu..Çoğu zaman tüm bunların benim beceriksizliğimden,işten güçten onunla yeterinde ilgilenemiyor oluşumdan kaynaklandığını düşünüyorum..Ancak etrafımda onun yaşıtı pekçok cocuğun böyle olduğunu görünce biraz rahatlatıyorum kendimi ve geçecek sabır diyorum içimden..Geçer değil mi dostlar,varmı sizde de böyle çaresiz kaldığınız,yetersiz hissettiğiniz anlar..Yoksa sizin cocuklar hani bazısı der ye "bu nasıl cocuk,benimki süt dökmüş kedi gibiydi,otur desen oturur,kalk desen kalkardı" denilen çocuklardan mı ..

Velhasıl bir daha Yiğiti alıp pazara gitmek mi ? Çokca düşünmem lazım,bu süreci kolaycacık atlatalım inşAllah....

Sevgiler

Bunlarda İlginizi Çekebilir

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...